Türkiyənin duayen qəzetçisi, Azərbaycan sevdalısı Ardan Zentürk Musavat.com üçün həftədə bir dəfə yazı yazır. "Türkiye mektubu" rubrikası altında yayınlanan yazılar orijinal ləhcədə - Anadolu türkcəsində təqdim olunur. Əminliklə inanırıq ki, hazırda hər bir azərbaycanlı Anadolu türkcəsində oxumağı və anlamağı tam olaraq bacarır. Üstəlik, hazırda Anadolu türkcəsi türk dövlət və toplulqları arasında ortaq türkcə rolunu oynamaqdadır.
Dəyərli Ardan Zentürkün 13-cü Türkiye mektubu: Türkiye+ Azerbaycan ittifakının nato’da artan ağırlığı, önemlidir…
- Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’e NATO Karargahı’nda gösterilen yüksek ilgi ve yapılan toplantılardan çıkan sonuçlar, Erivan’ın, “Avrupa’ya sırtımı dayar, istediğimi alırım” stratejisine ağır darbe oldu.
Afganistan’ın başkenti Kabil’deki Doğan Kışlası’na girdiğimde, takvimler, 2004 yılının ilkbahar aylarını gösteriyordu.
![]()
11.Eylül.2001 terör saldırılarından sonra, NATO, tarihinde ilk kez, “birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için” olarak adlandırılan 5’nci maddeyi işletmiş, o dönem, Taleban yönetiminde bir terör merkezi olmuş ülkeye ABD ile birlikte müdahale kararı almıştı.
İhtimal, 2002 yılında başlayan o harekat, 1950-1953 arasındaki Kore Savşı kadar çok milletin askerinin yer aldığı bir harekattır…
Türk Silahlı Kuvvetleri, (TSK), tarihi birikimi ve disipliniyle, tıpkı Kore’de olduğu gibi, Afganistan’da da kendini gösteren, sonuç alan ve özellikle üzerinde bulunduğu toprakların insanlarıyla çok sıcak ilişki kuran bir kimliğe sahipti…
Benim için daha da önemli olan, TSK’nın o kışlayı, Azerbaycan Türkü kardeşleriyle paylaşması, hatta bu birlikteliğe, mütevazi bir askeri sayısıyla Arnavutluk’un da katılmasıydı.
Zorlu bir coğrafyada, Türk milletinin iki ordusunun mensuplarının bir arada, birlikte görev yapmasından büyük gurur duymuş, bu duygularımı da o sırada A/Z Dosyalar başlıklı haber programım aracılığıyla STAR TV ekranı üzerinden halkımla paylaşmıştım.
Kabil’de görev personelimizle birlikte, güvenliğinden sorumlu oldukları Kabil’in merkez çarşısının da bulunduğu en kritik ve kalabalık bölgede yaya olarak devriyeye çıkmak ve askerimizi, Afgan halkının içinde, silah namluları çapraz tutuşta yere dönük devriye yaparken görüntülemek meslek yaşamının en güzel anıları arasında yer alır.
Türkiye-Afganistan tarihi kardeşlik bağları içinde Türk askeri halkın içinde devriye yaparken Avrupalı askerlerin zırhlı araçlarının içinde çıkmaya cesaret edemediklerini bizzat gördüm.
![]()
Türk askerinin Afgan milletinin bağrında, hiçbir tehditle karşılaşmadan yaya devriye yapması, NATO’nun diğer askerleri tarafından biraz şaşkınlıkla izlenen uygulamaydı.
Kabil’deki Ankara Karargahı’nda ortak mesaileri devam eden bir milletin iki ordusunun mensuplarının, son ana kadar Hamid Karzai Havalimanı’nda güvenliği sağlamaları ve Afgan milleti için gerekli güvenlik çalışmalarını aksatmamaları dikkat çekicidir.
NATO’nun diğer askerleri Afganistan’ı hızla boşaltırken Türkiye ve Azerbaycan askerleri, bu ülkeden dışarı çıkmaya çalışan insanlara yardım amacıyla yerlerinden kıpırdamadan çalışmalarını sürdürdüler…
Anadolu Ajansı’nın 22 Ağustos 2021 günü Kabil’den geçtiği bu fotoğraf, bir milletin iki askerinin sırt sırta Hamid Karzai Havalimanı’nda nasıl görev yaptıklarını göstermesi bakımından önemlidir. Azerbaycan ve Türkiye, kardeşliklerini uzak bir coğrafyada da sürdürdüler.
- AZERBAYCAN-NATO İLİŞKİSİ ÖNEMLİ BİR STRATEJİK ZEMİN YARATTI…
Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in, Brüksel’de Avrupa Birliği Konsey Başkanı Charles Michel’in aracılığında Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ile masaya oturmasının ötesinde, önemli görüntüler aktı Belçika’dan…
Tıpkı, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi gibi, sırtını Avrupalılara yaslayarak 2’nci Dağlık Karabağ Savaşı’nda kaybettiklerinin hiç değilse bir kısmını geri almaya çalışan Ermenistan yönetimi açısından çok önemli mesajlar içeren toplantılar gerçekleşti.
NATO’nun önemli ve stratejik üyesi olan Türkiye’nin diplomatik kanalları sonuna kadar açmasıyla gerçekleşmesini sağladığına inandığım, Kuzey Atlantik Konseyi toplantısı herkes için ciddi mesajlar taşıyordu.
Başkan Aliyev, önce, NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg ile buluştu.
![]()
Stoltenberg’in, Afganistan’daki görev bilinci nedeniyle Azerbaycan’a teşekkür etmesi, bir hakkın teslimi anlamına geliyordu. Ama Genel Sekreter’in, “NATO müttefiklerimiz, Azerbaycan’ın enerji güvenliğine ve bu kapasitenin gelişmesine destek olmayı sürdürüyor” demesi, NATO, özellikle de Avrupa ekonomileri açısından Bakü’nün stratejik önemini işaret etmesi bakımından dikkat çekiciydi.
Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev, Brüksel’e esas olarak AB aracılığıyla Paşinyan ile müzakere için gitmişti ama, NATO’nun kendisine gösterdiği misafirperverlik pek çok başkentin dikkatini çekti…
Zaten, Aliyev, Azerbaycan-Kuzey Atlantik Konseyi formatında yapılan toplantıda, Azerbaycan’ın Avrupa’nın enerji güvenliği açısından önemini muhataplarına bir kez daha aktardı. 20 NATO ülkesinin Azerbaycan’dan petrol, 4’ünün ise düzenli olarak doğalgaz alması bile, bu stratejik gerçeğin açık anlatımıydı.
Kuzey Atlantik Konseyi’nin, Azerbaycan’ın uluslararası hukuk tarafından tanınmış sınırlarını ve bu topraklardaki egemenlik hakkını tanıyıp, desteklediğini açıklaması da, eğer Erivan’da hala macera arayan birileri varsa, bu şahıslara tam bir cevap niteliğindeydi.
NATO üyelerinin Azerbaycan ordusuyla NATO’nun askeri işbirliğine önem verdiklerini açıklamaları da ülkenin çevresindeki sıcak gelişmelere karşı bir güvence kimliği taşıyordu. Azerbaycan ve Türkiye orduları bu yıl 7 ayrı tatbikatta bir araya geldiler ve bu tatbikatlar, aslında Azerbaycan ordusunun “NATO standartlarını” yakalaması açısından verimliydi.
- ANKARA, BAKÜ İLE KOORDİNELİ NORMALLEŞMEYİ KURABİLİR…
Türk Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, bakanlığının bütçesi hakkında Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne bilgi verirken, Ermenistan ile normalleşme için bir özel temsilci atanacağını duyurdu. Bu açıklamaya, Erivan’dan benzer bir cevap geldi. Türkiye-Ermenistan sınırı, bu ülkenin Azerbaycan topraklarına dönük saldırgan politikası nedeniyle 1993’ten bu yana kapalı ve Ermenistan, Türkiye-Azerbaycan-Gürcistan hattında hayata geçirilen tüm projelerden dışlanmış durumda…
Türkiye ve Azerbaycan, 2’nci Dağlık Karabağ Savaşı sonrasında bölgede sürdürülebilir istikrar için ulaşım yollarının açılmasını, iletişimle birlikte ticaret ve yatırımların güçlenmesini, bu yolla Ermenistan’ın da bölgeye ekonomik entegrasyonunun sağlanmasını öngören bir strateji geliştirmiş görünüyorlar.
Bu strateji doğrudur, özellikle, savaş yenilgisinden sonra bile, “çeteci” siyasileri değil, yeniden Paşinyan’ı işbaşına getirmiş Ermeni seçmenin sesinin Ankara ve Bakü’de duyulduğunu gösterir.
Türkiye’nin normalleşmeyi Azerbaycan ile koordineli olarak hızlandırması, Kafkasya’da barış rüzgarlarının esmesini de sağlar…






