Türkiyənin duayen qəzetçisi, Azərbaycan sevdalısı Ardan Zentürk Musavat.com üçün həftədə bir dəfə yazı yazır. "Türkiye mektubu" rubrikası altında yayınlanan yazılar orijinal ləhcədə - Anadolu türkcəsində təqdim olunur. Əminliklə inanırıq ki, hazırda hər bir azərbaycanlı Anadolu türkcəsində oxumağı və anlamağı tam olaraq bacarır. Üstəlik, hazırda Anadolu türkcəsi türk dövlət və toplulqları arasında ortaq türkcə rolunu oynamaqdadır.
Dəyərli Ardan Zentürkün doqquzuncu "Türkiye mektubu": RUSYA VE ABD’NİN KLASİK STRATEJİLERİNİ TARİHE GÖMEN BİR ZAFER!..
Azerbaycan Silahlı Kuvvetleri’nin birinci yılını idrak ettiğimiz 44 günlük savaştan sonra Dağlık Karabağ’da ilan ettiği zafer, Moskova ve Washington açısından bir “stratejik düşünce yenilgisi” anlamına geliyordu. 2’nci Dağlık Karabağ Savaşı, AVRASYA DENGELERİNİ değiştiren bir savaş olarak tarihteki yerini alıyor…
Takvimlerin 8.Kasım.2020’yi gösterdiği gün, 30 yıla yakın bir süre, Ermeni vandalizminin işgali altında kalmış Azerbaycan Türk medeniyeti için abide şehir olarak kabul edilen Şuşa’yı kontrol altına alan kahraman Azerbaycan askerleri büyük bir ZAFER’i ilan ediyorlardı.
![]()
Şuşa’daki Ermeni işgalini sonlandıran kahramanlardan biri, Sabuhi Abdullayev’in zorlu bir savaş sonrası Azerbaycan bayrağını Şuşa’da bir binanın üzerine yerleştirmesi, aynı zamanda bir stratejik denge değişikliğinin habercisiydi.
Azerbaycan Silahlı Kuvvetleri’nin, doğrudan Rusya’nın desteğinde olan ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD ile Fransa-İngiltere başta Avrupalı ülkelerin korumasındaki Ermenistan’ı savaş alanında perişan etmesi, “klasik strateji değerlendirmelerinin” de sonu anlamına geliyordu…
Siyaset bilimci Emil Pain’in, “imparatorlukla ulus devlet arasında sıkışıp kaldığını” savunduğu Rusya açısından, Şuşa’nın ele geçirilmesinden sonra Vladimir Putin’in Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ile imzaladığı ateşkes anlaşması, acaba acı bir ilaç mıydı?
Bugün kağıt üstünde baktığımızda, Rusya’nın uzun bir aradan sonra Dağlık Karabağ’da görevlendirdiği barış gücü askerleriyle, uzun bir aradan sonra üç Güney Kafkasya Cumhuriyeti’nde askerinin bulunduğu söylenebilir.
Ama, bu gelişmenin, sürdürülebilir kimlik taşımadığı da açıktır.
Gürcistan toprakları üzerindeki Rus askeri varlığı, bu ülkeden koparılan topraklar, Abhazya ve Güney Osetya üzerindedir ve “barışçı” kimlik taşımamaktadır.
Ermenistan toprakları üzerindeki Rus askeri varlığı Gümrü’deki büyük askeri üsse ve Erivan yakınlarındaki hava üssüne dayanmaktadır. Bu haliyle Ermenistan, acaba, ikili/çoklu savunma paktlarıyla “korunan” mı yoksa giderek “esir” kimlik taşıyan bir devlet midir?
Dağlık Karabağ üzerindeki Rus askeri varlığı ise, Bakü-Erivan arasında varılabilecek bir anlaşmaya, Hankendi-Hocalı başta şu anda hala “işgal” toprağı kimliği taşıyan Azerbaycan topraklarında Azerbaycan’ın tam egemenliğinin sağlanmasına bağlıdır.
![]()
Azerbaycan toprakları üzerinde kurulu, Dağlık Karabağ’daki ateşkesi takip etmekle görevli Türk-Rus Ortak Gözlem Merkezi aslında Güney Kafkasya’da yeniden yapılanan stratejik dengenin sembolü kimliği taşıyor.
2’NCİ DAĞLIK KARABAĞ SAVAŞI’NDAN ORTAYA ÇIKAN ASIL SONUÇ, BÖLGEDE BİR SAVAŞA KARAR VERMEK İÇİN RUSYA’YI BİLGİLENDİRMENİN ŞART OLDUĞU VEYA RUSYA KORUMASINDAKİ BİR DEVLETİN BAŞINA BİR ŞEY GELMEYECEĞİ ÖN KABULUNUN YIKILMASI OLDU…
Azerbaycan, kendi milli güçlerini harekete geçirdi, Rusya ile herhangi bir bağlantı kurmadı ve doğrudan Rusya’nın korumasındaki Ermenistan’dan topraklarını savaşarak aldı…
Bakü bu sonuca doğru ilerlerken, Azerbaycan-Türkiye “kardeşlik ittifakının” tüm Avrasya dengelerini değiştirecek yapıda olduğunun sergilenmesi önemlidir…
SONUÇ, 21’NCİ YÜZYILDA TÜM GELİŞMELERE 19’NCU YÜZYIL ÇARLIK RUSYA’SININ STRATEJİSİNDE ASKERİ VE KANLI BİLANÇOLARLA MÜDAHALE ETME ALIŞKANLIĞINI SÜRDÜREN “İMPARATORLUK” RUSYA’NIN FEDERAL KİMLİK TAŞIYAN DEMOKRATİK VE BİRLİKTE BARIŞ İÇİNDE YAŞAMA ESASLI BİR “ULUS DEVLETE” DÖNÜŞÜP DÖNÜŞMEYECEĞİNİ ZAMAN GÖSTERECEK KUŞKUSUZ…
2’nci Dağlık Karabağ Savaşı’nın Rusya açısından esas acı sonucu, Hazar Denizi doğalgaz kaynaklarının Türkiye üzerinden Avrupa ulaşması önündeki Ermenistan tehdit ve engelini kaldırmış olmasıdır.
Bu, doğalgaz kaynaklarını artan bir şekilde “politize eden” Rusya açısından, önce Türkiye’nin devamında da Avrupa’nın kendi kaynaklarına olan bağımlılıklarının azalması nedeniyle vahim bir sonuçtur…
BATI’NIN KOLAYCI YAKLAŞIMLARININ SONUCU…
2’nci Dağlık Karabağ Savaşı, Batı’nın Azerbaycan-Ermenistan gerginliği “dini temelde” görme alışkanlığını yıkan kimlik taşımaktadır. Savaşın gelişimi, “milli kimliğin” öne çıktığı, tam bağımsızlığının 30’ncu yılında mili gücünü artıran ve üniter-laik ulus devlet modeliyle tarih sahnesindeki yerini alan Azerbaycan’ın işgal altındaki vatan topraklarını kurtarma mücadelesi nasıl “dini savaş” olarak görülebilirdi?
Sonuç aynı zamanda, dünyanın Kıbrıs benzeri “dondurulmuş krizlerinden” nemalan, bu krizler sayesinde stratejik bölgelere nüfus etme şansı yakalayan ABD-Avrupa trans-Atlantik ittifakı açısından da ağır yenilgiydi.
Fransa’nın, Azerbaycan-Türkiye ittifakı karşısında tamiri çok zor güven kaybı yaşadığı, ABD’nin, Washington’daki etnik lobilerin esiri olduğu bir ortam, aynı zamanda büyük bir yenilginin de taşınması anlamına geliyordu.
Batı açısından Dağlık Karabağ’da “kimsenin kazanmadığı krizler” dönemi sonlandı, yakında Kıbrıs’ta yaşanılacak gelişmelerin, bunun Filistin’e dönük muhtemel yansımalarının neler olacağını birlikte izleyeceğiz.
BATI AÇISINDAN BUNDAN BÖYLE YAPILABİLECEK TEK GİRİŞİM, ERMENİSTAN’I, SAÇMA VE HAYALCİ TOPRAK TALEPLERİNDEN SIYRILIP, TÜRKİYE VE AZERBAYCAN İLE BARIŞ İÇİNDE YENİ EKONOMİK ENTEGRASYON SÜRECİNDE YAŞAMAYA İKNA ETMEK OLACAKTIR…
Bu aynı zamanda Azerbaycan egemenliğinde yaşayacak olan Ermeni asıllı yeni Azerbaycan vatandaşlarının azınlık haklarında söz sahibi olmanın da önemli bir yoludur…
ABD-Avrupa hattının, bünyelerindeki diasporanın saldırgan ideolojisi doğrultusunda Erivan’daki aşırı milliyetçi/rövanşist siyasi hareketlere destek vermesinin vahim sonucu, yalnız Erivan’da değil, Washington, Paris, Londra ve Berlin’de de yaşanır.
![]()
Kuşkusuz, yalnız Kafkasya’nın değil Atlantik-Pasifik arasındaki AVRASYA’nın 21’nci yüzyıldaki geleceğinde Türkiye ve Azerbaycan’ın BİR MİLLET İKİ DEVLET kararlılığının etkisi yüksek olacak…
SON SÖZ: Konunun askeri açısı da çok önemlidir. Rusya tarafından eğitilip, donatılan bir Ermenistan ordusu vardı. Bu ordu aynı zamanda, Kafkasya’nın en güçlü ordusu olarak tanımlanıyor, ABD ve Avrupa tarafından da destekleniyordu. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin işbirliğinde yeniden yapılanan ve Türkiye’nin önce Irak ve Suriye, sonrasında Libya’da geliştirdiği “SİLAHLI İNSANSIZ HAVA ARAÇLARI-SİHA’LARA DAYALI YENİ SAVAŞ STRATEJİSİ” çerçevesinde planlarını yapan Azerbaycan ordusu, zafere ulaştı.
Aslında bir gerçeği burada ifade etmekte yarar var:
2’NCİ DAĞLIK KARABAĞ SAVAŞI’NDA 21’NCİ YÜZYILIN ORDUSU, 20’NCİ YÜZYILIN ORDUSUNU YENDİ!
Yalnız Ermenistan’a değil, onu destekleyen herkese geçmiş olsun…






