Türkiyənin duayen qəzetçisi, Azərbaycan sevdalısı Ardan Zentürk Musavat.com üçün həftədə bir dəfə yazı yazır. "Türkiye mektubu" rubrikası altında yayınlanan yazılar orijinal ləhcədə - Anadolu türkcəsində təqdim olunur. Əminliklə inanırıq ki, hazırda hər bir azərbaycanlı Anadolu türkcəsində oxumağı və anlamağı tam olaraq bacarır. Üstəlik, hazırda Anadolu türkcəsi türk dövlət və toplulqları arasında ortaq türkcə rolunu oynamaqdadır.
Dəyərli Ardan Zentürkün altıncı "Türkiye mektubu": AMERİKA, KARADENİZ-HAZAR HATTINI HAREKETLENDİRMEYE HAZIRLANIYOR…
Takvimlerin, 30 Nisan 2021’i gösterdiği saatlerde, Hawaii’deki Amerikan Hind-Pasifik Komutanlığı Amerikan Savunma Bakanı Lloyd Austin’i ağırlıyordu. Emekli orgeneral, Amerikan Merkez Kuvvetler (CENTCOM) eski Komutanı Austin, söz konusu komutanlıkta yapılan komutan görev devir teslim töreni sırasında yaptığı konuşmayla, aslında, Joe Biden yönetiminin küresel askeri stratejisinin ana zeminini de açıklıyordu:
“Amerikan savunma kavramının ana unsurunun caydırıcılık olduğunu, bu kavramın savunmamızın köşebaşını tuttuğunu bir kez daha hatırlatmak isterim. Amerikan tarihi boyunca caydırıcılık ülkemizin muhtemel düşmanlarına karşı kullandığımız ana unsur olmuştur. İşin gerçeği, Amerika’ya dönük saldırgan politikaların zararının beklenilen kardan çok yüksek olduğudur. Bu nedenle açıklıkla ifade etmek istiyorum; elimizdeki yüksek kapasiteyi bir ortak kurumsal kimliğe dönüştürüp, yakın müttefiklerimizle birlikte birleşik bir caydırıcılık üzerinden çalışmayı tercih ediyoruz.”
Austin’e göre, “birleşik caydırıcılık” en iyi silahların en yüksek teknolojinin bir araya gelmesi ve bu yapılanmanın yakın müttefiklerin kapasitesiyle buluşmasından kaynaklanan güçlü bir savunma kavramı…
ABD Savunma Bakanı, Planlama, Kapasite ve Stratejiden Sorumlu Bakan Yardımcısı Melissa Dalton, kavramı, “Sorunlu bölgelerde yalnız Amerikan askeri gücüne bağlı kalınmadan, yakın müttefiklerin kapasitesi ile birleşmiş yeni bir güç yapılanması” olarak değerlendiriyor.
Dalton’a göre, “Düşman unsurlar zaman zaman yakaladıklarını düşündükleri boşluklardan yararlanarak bazı ataklar geliştirseler de Amerika’nın cevabı, müttefiklerle birlikte gelecek…”
ÇİN’E KUŞATMANIN ETKİN TATBİKATLARI…
Amerika Birleşik Devletleri’nin, Çin Halk Cumhuriyeti’ne dönük manevralarının sadece ekim ayındaki dökümü bile “birleşik caydırıcılık” kavramının nasıl öne çıktığını göstermesi bakımından önemli.
Ekim ayının hemen başlarında, ABD iki uçak gemisi filosu, Birleşik Krallık Uçak Gemisi Taarruz Grubu 21 ve Japon donanmasının en büyük gemileriyle Okinawa Adası açığında buluştu, büyük bir deniz tatbikatı gerçekleştirdi. Bu tatbikata, Kraliyet Kanada, Kraliyet Yeni Zelanda ve Kraliyet Hollanda donanmalarının da katılması dikkat çekiciydi…
Bu tatbikattan bir hafta sonra bölgede Çin’e dönük olarak yeniden güçlenen Quad (Dörtlü) İttifakı’nın , yani, ABD, Japonya, Hindistan ve Avustralya donanmaları Bengal Körfezi’nde bir araya geldiler.
Aynı sıralarda bölgedeki geleneksel bir aşka Amerikan müttefiki Filipinler ordusundan binlerce asker, Amerikan personeliyle birlikte büyük bir tatbikat yapıyorlardı.
Bütün bu gelişmeler, ABD’nin, Hind-Pasifik bölgesinde, Güney Çin Denizi’nde oluşturduğu Dörtlü İttifak’ın üyeleri Avustralya, Hindistan ve Japonya’nın yanında Filipinler, Güney Kore gibi bölgedeki güçlü müttefikler, İngiltere, Fransa, Hollanda gibi Avrupalı müttefikler ile birlikte tarihin en büyük kuşatmalarından birini planladığını işaret ediyor.
Gelişme aynı zamanda, dünyanın sorunlu bölgelerinde Amerikan yönetiminin yakın müttefikler ile oluşturacağı yeni ittifakların ve sorunların çözümüne ilişkin metotlarının da işaretlerini veriyor…
ABD’DEN KAFKASYA İÇİN 3+3 FORMÜLÜNE DARBE
Amerikan Savunma Bakanı Lloyd Austin’in, bölgemize yaptığı son ziyaret, Washington’un, Çin’e karşı Asya’da gerçekleştirdiği tarzda bir bölgesel ittifakı, Karadeniz-Hazar hattında da planladığını ortaya koydu.

Gürcistan, bir NATO üyesi değil, ama, 2008 yılındaki Rusya savaşından bu yana Batı’nın savunma sisteminde yer alan özellikle Amerikan ordusu ile stratejik ittifakı olan bir ülke..
Austin önce Gürcistan’ın başkenti Tiflis’teydi. Burada Gürcistan Başbakanı Irakli Garibashvili ve mevkidaşı Juansher Burchuladze ile yaptığı görüşmeler sonrasındaki açıklamalarında, Washington’un, 2008’de yaşanmış Gürcistan-Rusya Savaşı’nın zemininde Kafkasya’da yeni bir etki alanı stratejisi geliştirdiğini gösterdi.
Gürcistan Savunma ve Caydırma Geliştirme Girişimi mutabakat zaptı, ABD-Gürcü stratejik işbirliğinin ana zemini oldu.
Austin, “Rusya saldırgan politikası ve yayılmacı siyaseti” sözlerini sık tekrarladı ve Gürcistan-NATO ortaklığının Moskova’nın Kafkasya’ya dönük politikalarına karşı barikat oluşturduğunu da kaydetti.
Austin’in sorulan bir soruya verdiği cevapla, Washington’un, Rusya-Türkiye hattında şekillendirilen Kafkasya’da kalıcı barışı için 3 (Azerbaycan-Gürcistan-Ermenistan) + 3 (Türkiye-Rusya-İran) ortak masası formülüne de karşı olduğunu, bu masanın kurulmaması için Gürcistan’ın devrede olduğunu da anlamış olduk. Austin bu konuyla ilgili olarak, “Gürcistan’ın topraklarının yüzde 20’si Rusya’nın işgali altındadır, Rusya önce 2008 ateşkes anlaşmasında verdiği sözleri tutsun, ondan sonra Kafkasya’ya dönük önerilerde bulunabilir” dedi.
Gürcistan zaten, Rusya ile herhangi bir neden ile masaya oturmak istemiyordu, böylece, 3+3 Barış Formülü’nün Tiflis’in geri adımıyla gerçekleşmeyeceğini, Amerika Birleşik Devletleri’nin Karadeniz’de şekillendirdiği yeni bölgesel ittifak ile Güney Kafkasya-Hazar hattını da etkileyebileceğini anladık.
GÜRCİSTAN-UKRAYNA-ROMANYA-BULGARİSTAN İTTİFAKI MI?

Amerikan Savunma Bakanı Austin’in, Karadeniz’e yaptığı ziyareti, Rusya ile askeri çatışma yaşamış ve gerginliği süren Gürcistan ve Ukrayna ile , Karadeniz’deki en büyük Amerikan askeri varlığına ev sahipliği yapan Romanya’ya ayırması dikkat çekiciydi. Ukrayna Cumhurbaşkanı Zelenskiy-Austin buluşmasında ortak strateji değerlendirildi.
Türkiye’nin Karadeniz stratejisi bellidir: 1- Ukrayna ile savunma sanayi alanında yakın işbirliği geliştiriyor ve Kırım’ın Rusya tarafından ilhakına kararlı bir şekilde karşı çıkıyor , 2- Gürcistan ile var olan dostluk ilişkilerini geliştirmekte kararlılık gösteriyor, 3- Bulgaristan-Romanya ile iyi komşu ve NATO müttefiki, Moldova ile de iyi komşuluk ilişkilerini çok iyi götürüyor.
Türkiye’nin Karadeniz komşuları Gürcistan, Ukrayna ve Moldova’nın NATO üyeliğine başvurmaları halinde üç ülkenin üyeliğini destekleyeceğini de biliyoruz.
Bildiğimiz bir önemli konu daha var: Türkiye’nin Karadeniz politikası, ABD-NATO’nun dışında tamamen Türkiye’nin milli politikalarının doğrultusunda şekilleniyor. Türkiye, Karadeniz’e sahili olmayan devletlerin donanmalarına bu denizde kısıtlama getiren 1936 tarihli Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ni bugün de titizlikle uyguluyor, Rusya ile ilişkilerini de “stratejik” düzeyde tutan tek NATO ülkesi kimliğini taşıyor.
Türkiye’nin Rusya’dan aldığı S-400 hava savunma sisteminin Türk-Amerikan ilişkisinde yarattığı ağır kriz, Türkiye’ye dönük Amerikan savunma sanayi satışlarındaki adı konulmamış ambargo sonucunda Ankara’nın Moskova’dan SU-57 gibi gelişmiş savaş uçaklarını alma ihtimali varlığını koruyor.
Amerikan yönetiminin Türkiye ile Karadeniz’deki işbirliğine mesafeli olduğunu, Savunma Bakanı Austin’in bölgedeki NATO üyesi olmayan iki ülke Gürcistan ve Ukrayna’ya devamında da Romanya’ya uğramasından anladık.
Austin, özellikle Kiev’de yaptığı açıklamalarda, Rusya’yı açıkça “saldırgan güç” olarak tanımladı, Amerika’nın Rusya’ya karşı Ukrayna’nın yanında yer aldığını ve Gürcistan ve Ukrayna için özel askeri yardım programının titizlikle uygulanacağını da duyurdu.
Austin’in ziyareti, belki de, “Bizim Afganistan’dan çekilmemizden telaşlanmayın, Karadeniz’deki varlığımızı güçlendireceğiz” mesajı amaçlıydı.
Kiev’de yaptığı açıklamalarda söylediği bir cümle, Amerika’nın Karadeniz’de NATO dışı, kendine has ve kendisinin şekillendirdiği özel bir ittifak anlayışı gerçekleştirdiğini de gösterdi. O cümle şuydu: Gürcistan, Ukrayna, Romanya ve Bulgaristan donanmaların güçlendirilmesi ve Karadeniz’de sorunlara müdahalesinin oluşturulması hedefimizdir.
Austin bu cümlesini şöyle tamamladı: Uzun süredir, müttefikler arasında güçlü bir işbirliğini oluşturmanın Rus saldırganlığını önlemede ana unsur olduğuna inanıyoruz.
TÜRKİYE VE AZERBAYCAN İÇİN YENİ JEOPOLİTİK
Eğer, ABD ile “Avrupalı 3’ler” (İngiltere-Fransa-Almanya) Doğu Akdeniz’de yaptıklarını Karadeniz’de tekrarlarsa, bu, Türkiye açısından yeni bir jeopolitiktir. Söz konusu dört küresel güç, Yunanistan-İsrail-Kıbrıs Rum Yönetim hattında şekillendirdikleri bölgesel ittifaka askeri kuvvetleriyle destek vererek, Türkiye’yi Doğu Akdeniz’de kuşatma stratejisini geliştirdiler.
Karadeniz’de de aynı güçlerin, Türkiye’yi dışlayan benzer bir bölgesel ittifaka yönelmesi, Rusya kadar Türkiye açısından da üzerinde ciddi olarak durulması gereken bir yaklaşımdır.

ERMENİSTAN-AMERİKAN ASKERİ EĞİTİM ÇALIŞMASI BAŞLADI
2’nci Dağlık Karabağ Savaşı sonrasında Amerikan ordusunun Ermenistan ordusuna dönük eğitimleri, çok farklı bir alanda gelişti. Fotoğraf, 2021 yılı yaz aylarında Kansas’ta çekildi. Kansas Ulusal Muhafız Karargahı’nda Ermenistan ordusundan personelin cephede tıbbi destek eğitimi aldığı ortaya çıktı.
Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği’nin, Nikol Paşinyan’ın siyasi çizgisini güçlendirerek Ermenistan’ı da Gürcistan gibi Rusya etki coğrafyasından uzaklaştırması halinde Güney Kafkasya’da farklı bir dengenin oluşacağı, bu yeni dengenin de Azerbaycan’a dönük yeni manevraların doğmasına yol açacağı ayrı bir konudur.
21’nci yüzyıl, anlaşılan, Karadeniz-Hazar hattının hareketli bir bölge olacağını gösteriyor.






