Yeni Müsavat Media Grupunun rəhbəri Rauf Arifoğlu MHP-nin Kütahya millət vəkili, tanınmış iş adamı Ahmet Erbaşla müsahibə aparıb. Musavat.com Anadolu türkcəsində aparılmış və tr.minvall.az saytında dərc olunmuş müsahibəni orjinial variantında çap edərək, ümid bəsləyir ki, oxucularımız bu mətni oxuyub anlamaqdan çətinlik çəkməyəcəklər.
Ahmet Erbaş: Türkiye yalnızca maddi ve askeri anlamda değil manevi anlamda da dost ve kardeş ülke olarak Azerbaycan’a destek vermektedir.
– Sayın millet vekilim, Türkiyedeki son döviz çalkalanması Azerbaycanda da rahatsızlık yaratmakta. İnsanlarda ve iş adamlarında Türkiye’nin gelecek durumu ile ilgili bir sıra rahatsızlıklar var. Bu konuda neler söyleye bilirsiniz?
Öncelikle, Azerbaycan’ın bu değerli basın organına, hem benden bu konularla ilgili bilgi almanızdan ötürü, hem de Türkiye’nin böylesine önemli durumuyla ilgili kardeş Azerbaycan halkını bilgilendireceğinizden ötürü teşekkür ederim. Sorunuzla ilgili olarak, özellikle son 1, 2 haftadır dövizdeki dalgalanma sadece Türkiye’yi değil hemen hemen diğer tüm ülkeleri ve piyasaları da rahatsız etmiştir. Bununla ilgili benim daha önce de açıklayıcı mesajlarım olmuştu, lakin burada bir kez daha anlatmak istiyorum. Türkiye hali hazırda gerçekten ciddi bir spekülatif ataklarla karşı karşıyadır. Şimdiye kadar Dünya’nın yaşadığı 94 krizi, 96 Asya krizi, 97 Rusya krizi, 99 yılında çok acı olarak tecrübe ettiğimiz ve çok sayıda can verdiğimiz 99 depremi, 2001 krizi dikkate alındığında dahi, Türkiye böyle bir kriz yaşamamıştı. Ayrıca, bütçe açığının GSYH’ya oranı, kamu borç stokunun GSYH’ya oranı, bankacılık sisteminde açık pozisyon olmaması, cari açığın 5,7 seviyesinde olması, açık 9-10 seviyesine geldiğinde dahi kurda böyle bir dalgalanma olmamıştı. Ancak tüm bunların yanında herkesin şunu çok iyi bir şekilde anlaması gerekiyor. Türkiye’nin ekonomisi çok güçlüdür. Kimsenin endişe etmesine gerek yoktur. Merkez Bankasının, BDDK’nın ve SPK’nın müdahaleleri yerindedir. Biz ekonomimize ve Sayın Cumhurbaşkanımıza güveniyoruz. Cumhurbaşkanımızın da dediği gibi daha çok çalışacağız ve bu krizi fırsata çevireceğiz.
–ABD Türkiye’ni rahip Branson’a göre sıkıştırmakta. Rahip Branson bu kadarmı ABD için önemli? Neden ABD bir rahibe göre eski-yeni müttefiki ile, strateji ortağı ile arayı açıyor?

ABD ile yaşadığımız problemlerin özünde rahip Brunson’un olmadığını sanırım herkes biliyor. Rahip sadece ABD’nin şu anda Kasım ayında yapılacak ABD’deki seçimlerde kendi seçmenine karşı kullandığı bir figür. ABD Başkan yardımcısının çok dindar bir kişilik olduğunu basında takip ediyoruz. Özellikle evanjalistlerin oyunu almaya dönük başvurdukları bir figür. Ama bu olaya sadece ABD’nin Kasım ayındaki seçimlere dönük bir analiz yaparsak çok eksik ve hatalı olacaktır. Bunun için tarihsel süreç içerisindeki olayları alt alta koyarak bir değerlendirme yapmamız gerekir. Türkiye artık eski Türkiye değil. Dünya’nın en büyük 17-ci ekonomisi. Karşımızda savunma sanayisi ile üretimi ile, enerji koridorlarındaki kilit geostratejik konumuyla, çok kutuplu ve yönlü dış politikasıyla güçlü bir Türkiye var. ABD’nin Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak adlandırması ve büyükelçiliğini buraya taşımasında ABD’nin karşısında en güçlü ses Türkiye’den geldi. Evet, NATO ülkesiyiz NATO’nun ortak değerleirini taşıyoruz ancak bu demek değil ki kendi çıkarlarımıza ve ahlaki değerlerimize aykırı olan her konuya da evet diyeceğiz. Kaldı ki, Türkiye özellike terörle mücadele konusunda en çok mağdur NATO ülkesi ve bunun yanında küresel terörle mücadele eden bir ülkedir. Bunu, özellikle Daeş’e karşı yaptığımız Fırat Kalkanı operasyonu ile de gösterdik. Ayrıca, Türkiye Daeş’e karşı çok sayıda uluslararası oluşuma öncülük eden bir ülkedir.
ABD’nin Türkiye’nin güvenliğine gösterdiği önem de diğer önemli bir konudur. Türkiye bildiğiniz gib 40 yılı aşkın süredir PKK terör örgütü ile mücadele etmektedir. Bu terörle mücadelede bizim çok önem verdiğimiz bir konudur. Tüm uluslararası camianın da malumu olduğu üzere, PKK terör örgütü en çok dış destek alan terör örgütüdür. Kendilerini, demokratik değerlere bağlı, seküler, insan haklarına saygılı bir şekilde göstermeye çalışan bu kanlı terör örgütü, Avrupa’ya giden uyuşturucu ticaretini kontrol eden, çocuk savaşçı kullanan, kadın, çocuk ve insan kaçakçılığı yapan, yerli halktan vergi adı altında para toplayan, insanları yerinden eden tarihin gördüğü en aşağılık bir terör örgütüdür. Bu terör örgütünün kendi KCK kuruluş sözleşmelerinde de belirttiği Suriye kolu olan PYD/YPG uzantısı var. ABD ise bu terör örgürüne Türkiye’nin onca uyarılarına rağmen 5000 tır ve yaklaşık 2000 kargo uçağı ile silah yardımı yaptı. Bu bizim açımızdan kabul edilebilir bir durum değildir.

Türkiye ve Rusiya arasında rekabetin ortaklığa dönüşmesi durumu ikinci sefer ortaya çıkmakta. İlk olan 20-ci yıllarda Atatürk-Lenin arasındaydı, şimdi buna benzer Erdoğan-Putin ortaklığı perspektivi ortaya çıkıyor. Bu, Size göre ne derecede realdır?
Bildiğiniz gibi soğuk savaşın bitmesiyle beraber Dünya iki kutuplu durumdan önce tek kutuplu şimdi ise çok kutuplu bir hale geçti. Rusya, Türkiye’nin komşusudur. Türkiye bu çok kutuplu Dünya’da çok haklı olarak kendi stratejik çıkarları ve hedefleri doğrultusunda istediği ülke ile ilişki kurmak, ticaret yapma hakkına sahiptir. Rusya ile Cumhurbaşkanımızın önderliğinde Sayın Putin ile çok olumlu bir ilişki yürüttüğümüz bilinmektedir. Ve Rusya ile çok ciddi bir ticari hacmimiz bulunmaktadır. Bu yürütülen stratejik ilişkilere S-400 füzeleri, nükleer santral anlaşmaları, turizm ve ithalat ve ihracaatı gösterebiliriz.
Yukarıda sıraladığımız hususlar çerçevesinde, umuyorum ki Rusya ile ticaretimiz daha da artacaktır. Bu her iki ülkenin de avantajına olan bir konudur.
Siz ilk defa TBMM-e seçildiniz, hem de Kütahyadan. Sizin Millet Meclisinde temsil olunmanız Kütahya’ya ve kütahyalılara ne verecekdir? Seçim vaadleriniz nelerdir, Kütahya konusunda?
Kütahya bende bir sevdadır. Tüm gücümle bilgi ve profesyonel birikimimle Kütahya ve Kütahyalılar için çalışacağım. Kütahya tarihi açıdan çok önemli bir ilimizdir. Öncelikle bunun idrakında olarak hareket ediyoruz. Bunun yanında halkın sorunlarıyla da tek tek ilgilenmeye çalışıyorum. Sanayisinden, çiftçisine, köylünün problemlerinden şehir merkezindeki esnafın sorunlarına kadar her konuyla tek tek ilgileniyorum ve tüm enerjimi bu yönde kullanacağım.
Hali hazırda Azerbaycan’da Türkiye ile ilişkileri daha da genişletmek için çağırılar var. Özellikle, askeri ittifak ve ortak maliye konusunda. Hetta ”BİR millet iki devlet” modelinden ”BİR millet Bir devlet” modeline geçit çağrıları çağırışları da vardır. Siz bu ve benzeri çağrılara nasıl bakıyorsunuz?
Azerbaycan bizim için çok çok önemlidir. Bunu kelimelerle ifade etmek çok zordur. 80 milyon Türk vatandaşından kime sorarsanız sorun hepsinden aynı cevabı alırsınız. Biz tek millet iki devlet derken, demokrasisiyle, sanayi, ekonomisiyle, askeri yetenekleriyle güçlü ve her zaman birbirine destek olamaya hazır iki kardeş ülkeden söz ediyoruz. Bu kardeşliği de tarihte her fırsatta göstermeyi başardık.
Dağlık Karabağ ve ermeni konusunda sizin bir millet vekili olarak, yaklaşımınız nedir?
Bilindiği üzere, Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla birlikte çok sayıda ülke bağımsızlıklarını kazanmıştır. Bu süreçte Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın da dâhil olduğu Azerbaycan topraklarının %20’sine gelen bölgeyi işgal etmiştir. Bu Türkiye açısından kabul edilir bir durum değildir. Türkiye Azerbaycan’la olan kardeş hukukundan mütevellit Karabağ sorununda her daim Azerbaycan’ın yanında yer almaktadır. Türkiye yalnızca maddi ve askeri anlamda değil manevi anlamda da dost ve kardeş ülke olarak Azerbaycan’a destek vermektedir. Türkiye’nin Ermenistan’la olan kara sınırlarını kapatması, Ermenistan’a ekonomik ambargo uygulanması buna örnektir. Öte yandan Türkiye ile Ermenistan arasında Karabağ sorununun yanı sıra Ermenistan’ın 1915 hadiseleriyle ilgili iddiaları da iki ülke arasındaki münasebetlerin normalleşmesini engellemeye devam etmektedir.
Azerbaycana geldinizmi, ülkemizi tanıyormusunuz? Halkımıza, ülkemize mesajınız nedir?
Azerbaycan’a geldim, çok sevdim ve kendimi kendi evimde gibi hissettim. Gerek misafirperliği gerekse mutfak kültürü konusunda kendimi çok rahat hissettim. Sokaklarında güvenle huzurla ve mutlulukla dolaştım. En üst seviyeden an alt seviyedeki vatandaşa kadar kiminle görüştüysem bu sıcaklığı ve kardeş ve dostluğu yaşadım. Başta Cumhurbaşkanı sayın İlham Aliyev olmak üzere tüm dost ve kardeş Azerbaycan halkına tek tek saygılarımı ve sevgilerimi sunarım. Dostluğumuz her alanda daha da artacak ve pekişecektir.Teşekkürlerimizi arz eder, saygılarımı sunarım.
Musavat.com






