Redaksiyadan: Qəzetimizin yaxın dostu, Türkiyənin siyasət və qeyri-hökümət sektorunun tanınmış ismi, publisist Üzeyir Yiğit Musavat.com saytında müntəzəm məqalələrlə çıxış edir.
Ölkə əhalisinin böyük əksəriyyətinin Anadolu türkcəsini anladığını nəzərə alaraq, yazını orijinal variantda təqdim edirik:
Ankarada gündem, bahar çayları gibi çoşkun ve hızlı akıp gidiyor.
Montrö tartışmalarının iç siyasetin kontrolünden çıkmasına ve bölgemizde hızlı gelişen bazı olaylara dikkat çekmek istiyorum. Ülkemizde bu tartışmalar sağlıklı bir şekilde kamuoyu önünde yapılmadığından kirli bir gündem içindeyiz. Bizi ister istemez içine çeken bu gündem medeniyle dünya gündemini değerlendiremiyoruz.
Son günlerde AB parlementosundan Ankaraya ziyaretler dikkat çekerken. Libya’nın mutabakat hükümet lideri Ankarada idi. İtalya Başbakanı durduk yere Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hakaret etti. Yunanistan’la yeniden sıcak diplomasi atağına girdik. Mısır’a bir heyet gidecek. İran Dışişleri Bakanı buradaydı. ABD, boğazlardan Karadeniz’e savaş gemisi sokmak için izin istedi. Rusya, Ukrayna ile savaşın eşiğinde ve hız kesmeden Karadeniz’de tatbikata başladı.
Kafa döndüren bir hızla hareketlilik devam ediyor.
Ne oluyor?
Sanki dünya, bu bölgede yaşanacak 3. Cihan Savaşına hazırlanıyor. Müttefikler oluşuyor. Ortam gerginleştiriliyor. Mesela Ortadoğu’da, son bir ayda İran ve İsrail arasında Tahran sokaklarına kadar inen tahrik edici olaylara, İsrail’in de güvenliğinin olmadığına vurgu yapan İsrial noktalarına saldırlara şahit olduk.
Rusya, Ankaraya, geçen on gün içinde, Ankara büyükelçisinden Putin’e kadar, en az 4 sefer Montrö vurgusu yapan açıklama yaptı.
ABD ısrarla Montrö maddelerinin ihlalini arzuluyor. Karadeniz’de varlık gösterecek bahaneleri hazır; ‘NATO üyesi Karadeniz’e sınır ülkelerin güvenliğini sağlamak!’
Eğer bir savaş senaryosu var ve müttefikler oluşuyorsa! Ya da savaş senaryosu (blöfü) üzerinden bölgede bazı politikalar dayatılıyor veya pekiştirilerek yeni ittifaklar oluşuyorsa! Ülkemizin bu anlamda iyi bir yerde olduğunu ve eksikliklerine rağmen akıllıca bir diplomasi yürüttüğünü itiraf etmeliyim.
Neticede üstün bir teknolojimizle varlık göstermiyoruz. Bu süreç başladığı günden bu tarafa en başarılı adımlardan birisi Ermeni işgalcilerin Azerbaycan topraklarından arındırılmasıydı.
ABD’nin ısrarla Montrö ihlali dayatmasını belki de AK Parti’nin kasıtlı bir söylemle dünya gündemine sokması ve Rusya’yı üst perdenen olaya sokarak ABD’ye bahane sunması planı da yapılmış olabilir. Neticede Rusya, Ermeni meselesinde dostça bir tavır sergilemedi ise de ilk işgal sürecinde olduğu gibi düşmanlık da yapmadı.
Bu bahar sıcak gündemlerin yaşandığı bir bahar olacak. Savaş olmadan insanlık için iyi olur dileğiyle...






